19 Aralık 2007 Çarşamba

Toplumsal etki kaynaklarından karşılaştırmaya devam

Bu yazıyı okumak isteyen artık iki yazı önceden başlamak zorunda kalacak, blogu not defteri gibi kullanmak kullanışlı birşey değil ama en çok benim işime yarayan bu halinden benim hiç şikayetim yok.

Etki kaynakları bakımından karşılaştırmaya uzmanlık'la devam:

Profesyonelleşmiş ve sanayileşmiş modern sistemlerde uzmanlaştıkları alanlarda otorite olan kamuoyu liderlerinin hem yayım hem yorum açısından kitle iletişim araçları kadar etkiye sahip oldukları hatta "odaklaşmış uzmanlılık"takine benzer şekilde uzmanlık alanlarını kullanma imkanları yüz yüze temasla artmışsa uzmanlık açısından kamuoyu liderleri daha çok etkili oldujları söyleniyor. Araçlar ve liderler arasındaki denge bozuyor bu da.

Geleneksel ve geçiş halindeki toplumlarda ise, araçların profesyonelleşmesi ve sanayileşmesi tamamlanmadığı için, modern sistemlerdeki kadar uzmanlaşmamış olsalar bile kamuoyu liderleri otorite muamelesi görürler ve araçlar- liderler arasındaki denge onlar lehine iyice bozulmaktadır.

Ödül ve Ceza

İzlenebilir ihtiyaç ve davranışların gözlemlenmesi yani kişilerin yakından izlenmesi ile olanaklı olması gereklidir yani alıcı-kaynak arasında bir yansıma ortamı olmalıdır. Alıcının aktif olabildiği kitle iletişim araçlarında bu etkinin kullanımı mümkündür. Ödül-ceza sisteminin olanakları ve işlerliği açısından da kamuoyu liderleri önde olurlar. Toplumsal normlara uyum açısından ödül ve ceza verilmesi grup baskısı sayesinde onların daha çok lehinde olmaktadır. Geçiş halindeki ve geleneksel toplumlarda haberleşme sürecinde artan ordanda söz sahibi olurlar.

Meşruiyet (es. mazzy star'dan fade into you için saygı donuşu)

Grup normalarıyla özdeşim varsa meşruiyet ve ona uyum vardır. Kitle iletişim araçlarının büyük grupların normlarını yaratmada başarısı açık, o nedenle meşruiyet esasına dayanan davranış değişiklkleri yaratmaya neden olabilirler. Fakat kanaat liderleri daha avantıjlıdır çünkü normları aktarmanın ötesinde yaratırlar da..K.İ.A. ile haberleşmede normlar geniş ve heterojen gruplara ulaşır ve kendi normlarıyla çatışma hali daha şiddetli olur. Nispeten küçük kitlelere ulaşan kamuoyu liderleri ise etkinliklerini yükseltmiş olurlar.

Özdeşim / Cazibe

Ulusal kahraman, karizmatik bir lider ya da moda dediğimiz taklitçilik söz konusu olduğunda K.İ.A özdeşim etkisi kullanılailir. Halk oyu liderleri ise zaten bu yönleri sayesinde grup içinde lider konumuna gelmişlerdir.

Bağımsız şekilde ele alınan araçlar ve kanaat liderleri aslında birbirlerine son derece iki değişkendir. Daha sıkı işbirliği ile etki arttırılacaktır. Uzmanlıkta, liderler izleyecekleri yolları k.i.a. dan öğrenirler ve meşruiyette halkoyu liderleri büyük toplumun normlarına yine araçlarıyla ulaşırlar. Haberleşmenin modernleşebilmesi ve hareket değişiminin gerçekleşmesi için bu işbirliği artmalıdır.

Haberleşme insan bilincinde büyük rol oynar ancak unutulmaması gereken; kişilik oluşumunda haberleşmeden önce pek çok öğe gelmektedir. "Haberleşme ancak egemen ideolojinin emrinde olarak belirleyici fonksiyon yapar"... ( Bu döngüyü kırabilecek tarihi zıplamalar olması için haberleşmeden medet ummak hayalperestlik ama haberleşme sayesinde diğer öğelerde değişimler az da olsa mümkün, şayet olumlu olmak için yırtınırsak)

Etkili haberleşme için öneriler kısmında 28 önerme/koşul var. (Berelson -Steiner'den alıntılarla)
...(Hans Zimmer'den bir Jack Sparrow koy da neşemizi bulalım, yazıyla -yirmi sekkiz-)

  1. Objektiflik esasına göre çalışan profesyonel kitle iletişim araçları endüstrisi: hareket değişimi için gerekli bilgi ve arzuyu yaratır, kanaat liderlerine doğru ipuçları verir.
  2. Belli alanlarda ihtisaslaşmış halkoyu liderlelerinin varlığı şarttır.
  3. Kitle iletişim araçlarıyla Kamuoyu liderlerinin yakın işbirliği yapmaları gereklidir.
  4. Kaynak, alıcıların kendisini nasıl gördüğünü iyi değerlendirmeli.
  5. Kaynak, mesajlarıyla ve toplumdaki durumu ile tutarlı olmalı.
  6. Mesajın dili anlaşılır, içeriği açık olmalı.
  7. Mesaj, verdiği bilgilerden sonuç çıkarmayı alıcıya bırakmamalı ve kendisi belirtmelidir.
  8. Ne kadar çok kanal kullanılırsa, haberleşme o denli etkili olur.
  9. Alıcıların kullandığı kanallar seçilmelidir.
  10. Alıcının ustalığı artarsa etkilik de artar.
  11. Alıcının ön tutumları mesajın içeriğine ne derece yakınsa artış var.
  12. Kademeli olarak önce ön tutumlara sonra hareket değişikliğine yönelik haberleşme yapılmalı. Bunun için işbirliği zorunludur.
  13. Halktan çok kamuoyu liderlerine yönelen kitle iletişim araçları haberleşmenin etkililiğini arttırır.
  14. Hedef yani hareket değişikliği, alıcının kişiliğine içiden yaşadığı topluma ne derece uygunsa haberleşme o derece etkili.
  15. Kaynak-alıcı arasında ne derece yansıma-geri besleme varsa haberleşme şahane.
  16. Kaynak ve alıcı doğrudan ya da dolaylı yoldan ( uzman,kanaat liderleri) yüz yüze olmalılar. Konferans yerine grup tartışmaları daha başarılıdır. (Lewin-studies in group decision)
  17. Alıcılar grup halinde olup tartışabilirlerse haberleşme harekete dönüşebilir.
  18. Kaynak, mesajı yönelttiği grubun normlarına uygun normlar kullanırsa başarılı olur.
  19. Yani, kaynak, mesajı yönelttiği grubun normlarına uygun normlar kullanmazsa başarısız olur.
  20. Ulaşılacak grupların normları bilinmeli ve değerlendirilmelidir. (döne döne aynı şey)
  21. Grup içi norm çatışmalarının etkisinin azaltılabilmesi için, az gruba yönelen haberleşme etkili olur.
  22. Yani alıcı bakımından kapsam ne kadar genişlerse etkililik o kadar azalır.
  23. Heterojen gruplar için ortak normlar mesaja uygulanmalı ve basit bir formulle sık aralıklarla tekrarlanmalıdır.
  24. Toplumsal güç kaynakları kullanılmalıdır, örneğin özdeşim gücünün uzmanlık gücünden daha kuvvetli olduğu saptanmıştır. (Berelson-Steiner,Human Behavior)
  25. İçerik, -özellikle alıcının yakınlık duyduğu bir- çoğunluğun fikri gibi sunulursa haberleşme çokkk etkili olur.
  26. Etkili haberleşme kademeli olmalıdır, önce ön tutumları sarsmalı ya da duruma göre onları kuvvetlendirmelidir.
  27. Gönderilen mesaj, olaylar ve grup normları ile desteklendiği zaman çok daha etkili olur.
  28. Haberleşme, tutumların kişiler için yerine getirdiği fonksiyonlara (uyum-fayda,değer,bilgi,savunma idi sanırım) yardım ettiği ölçüde başarılı olur. Haberleşme, tüm -izmlerdeki kitle hareketlerinde kişilere dış dünyalarını biçimlendirmede bilgilendirerek yardımcı olur. Kitle hareketine katılıp dünyasını biçimlendiren kişi, tutumları için diğer fonksiyonları da (uyum-yarar, savunma , değer) gerçekleştirir. Propagandaların çoğu zaman başarılı olmasının nedeni, tutumların yerine getirdiği bu fonksiyonları bütün halinde ve sistemli şekilde sunmalarıdır. (!)
Toplumun haberleşme sistemleri, temel sosyal ve politik yapıyla iç içedir. Marksist ya da yapısalcı açıdan, haberleşme sistemi ile toplumsal yapı arasındaki ilişkileri saptamak biraz farksızdır çünkü haberleşme, mekanizma olarak "birey üzerindeki etkisi bakımından" pek değişiklik göstermemektedir. Nasıl toplumsal bir etki yapıldığına gelinince, toplumsal kuramlar ve toplum modelleri önem kazanır denmiş vee Ertuğrul Özkök'ün 1985 tarihli çalışmasına bir güzelleme yapılmış: İletişim Kuramları açısından kitlelerin çözülüşü.....vay ki ne vay.

Son not da acıklı. Teknolojinin kendisinin denetlenemez değişmelere yol açtığı ve bu ürünlere de tv ve video'nun örnek verildiği paragrafta, bazı düşünürlerin bu gelişmelerin misal tv'nin tümüyle ortadan kaldırılması ile ilgili çalışmaları kaynak olarak verilmiş. (syf 273)

Derken..
Kuramsal önermeler (syf311):
...."Her toplumsal yapı değişmesi, insan-doğa ve insan-insan (sanırım teknoloji ve ideoloji burada devreye giriyor) çelişkisini çözmeye yöneldiği oranda olumludur ve insanoğlunun genel evrim çizgisinin daha ileriye gitmesine katkıda bulunur."

Benden:
Gelişmişlik ve az gelişmişlik tanımları bize haberleşme yoluyla bildirilenden yeniden ve yine farklı demektir bu. Yani modernizm ve aydınlanma insan-doğa ilişkisini çözerken haddinden fazla gelişerek, az gelişmiş olanlara doğru onları da sürükleyerek "gerilemiştir". Burada hatırlanılan Fuat Ercan'ın o güzel kitabına reverans etmeli:
Modernizm, Kapitalizm ve Azgelişmişlik. Bir ara ondan da notlar almalı.

"Elysium" ile dinlenmece..İyi geceler.


4 yorum:

Adsız dedi ki...

roma'nın yıkılışı ve avrupa kentlerinin kilisenin önderliğinde federetif bir yapıya bürünmesiyle başlayan bir süreç aklıma geldi. merkezden kopmuş, otorite boşluğuna düşmüş kitlelerin yeni bir sistem kurma çabaları.
bu çaba sonucunda ortaya çakan felsefedeki deist yaklaşımlar ve aydınlanmanın önünü açan yeni ekonomik sistem. tüccarlar sınıfının oluşması ve modernizmin başlangıcı.
yakın tarihte açıkça görülen modernizm denilen pozitivist, pragmatist ve kaçınılmaz olarak kapitalist ideolojinin post modernizme karşı da galip gelmiş olduğudur.
iletişimle ne ilgisi var tam olarak teorize edemesem de sezgilerim, adı geçen kanaat önderlerinin, editörlerin kısaca bilginin bireye ulaştırılmasından önceki girift yapının konuyla bağlantılı olduğu hissini verdi.
ben düşünmeye ve okumaya devam edeceğim, merakla yeni yazılarınızı bekliyorum.

kolaylıklar...

didop dedi ki...

Yaptığınız eklemeler ve düşünce pratiği için teşekkür ederim. Değil yeni birşeyler karalamak yorumlara bile geri dönüş yapamadım kusuruma bakmayın. Yazılan çizilene yankı gelmesi keyifli oluyor. Sağ olun.

İletişim ve aydınlanma arasındaki bağın açıkçası Gutenberg'ten sonra çok değiştiğini düşünüyorum. Gutenberg'in yaptığından farklı bir şekil aldığını daha doğrusu. Matbaa, "yazar"a verşlen önemin artması buna paralel olarak birbirinden haberdar olan bilim çevrelerinin daha hızla ilerlemeye başlamaları ile kitle iletişimi denilen "bire çok" iletişim arasında daha sinsi bir ilişki var. mainstream şeylerden çıkıp Chomsky'ler ya da C.Wright Mills'ler okuyunca ve okuduklarınıza katıldıkça işin boyutunu da kavrıyorsunuz nitekim.

Emre Kongar'ın kitabından yaptığım özet içinde en çok alıntılanan yazarlar ise Lazarsfeld, McClelland, Katz, Lerner, De Sola Pool, Berelson ve Steiner, Nermin Abadan, Schumpeter ve Parsons karşılaştırması, Litwak ve Meyer, Frederic W. Frey var. ( Bu hemn bana yeniden bir hatırlatma hem de okumak isterseniz sizin için ufak bir bibliyografya.

Medya ve kanaat önderleri karşılaştırması ilgili okumaya Neumann'ın "Suskunluk Sarmalı" teoremi ile de devam edebilirsiniz. Benin yaptığım daha doğrusu Emre Kongar'ın yapmış olduğu bu eski derlemeye (bendeki 1999) daha yeni bir görünüm kazandırmak açısından faydalı olabilir. Onun hakkında da birşeyler yazmaya çalışırım. Dost Kitabevi'nden çıkan Kamuoyu-Suskunluk Sarmalı'nın keşfi son baskısı sanırım. Hepimize iyi okumalar diyeyim.:)

Adsız dedi ki...

pozitivizmin kendi kendini yalanlaması sonucu ortada ciddi bir boşluk oluştuğunu hatırlatmak isterim. referans verdiğiniz yazarlar ve yayımların çoğu şu anda sosyolojinin kurtarılmalısı çabası içerisinde çürütülmüştür.
bir senaryo - kurgu - oluştururkensağlamlığı çıkış noktanızı oluşturan tek bir cümleden ibaret anafikirdir.
pozitivizim kendi bağışıklık sistemine saldıran antikorlar gibi algılandığında sadece hipofizin ekstra tsh üretmesiyle ayakta kalmaya çalışan bir bedeni anımsatıyor.
sizden ricam bir kez daha temelden referanslarınızı gözden geçirmeniz.
genel bir süzgeçten geçirin, elinizde hiçbir sav kalmaz.
umarım yanılmıyorumdur.
size de keyifli okumalar.
iyi çalışmalar, başarılar...

didop dedi ki...

Pozitivizmi savunduğumu düşünüyorsunuz ve yazdıklarımın kendi fikrim olduğunu düşünüyorsunuz sanıyorum. bir okuma yapıp not düştüm o anda düşündüğüm ufak yorumlar düştüm o kadar. anafikir olarak ne öne sürdüğümü düşündüğünüzü merak ediyorum.

referans verdiğim yazarlar okunması gereken yazarlar geçmişten bugüne derleme yapmaya çalıştığım okurken de not düştüğüm şeylerdi.hangi yazarları işaret ettiğinizi ve sosyolojinin kurtartılmasına ne gözle baktığınızı açarsanız da bana daha fazla yardımcı olmuş olursunuz.

örneğin lazarsfeld'in o zaman yaptığı kamuoyu-kanaat önderi çalışmasına daha güncel bir cevap olarak neumann'ın çalışmasını örnek verdim şahsen. bahsettiğimiz modernizm-post modernizm, pozitivizm kavramları havada kalıyor açıkçası. bir medya araştırması yapacakken sadece bir pozitivistin methoduyla çalışırsanız da açıklayıcı olamazsınız, yorumlayıcı ve daha kalitatif bir yol izlerseniz yine eksik kalan yüzler olur. pek çok yöntemi birarada kullanarak daha bilimsel daha doğrusu sosyal bilime dair birşeyler söylemek mümkün gibi geliyor. o nedenle önceden yapılan çalışmaları toparlayıp önümüzü aydınlatabilecek bir literatür çıkarıyoruz öyle değil mi? benim yöntemim değilse ben tanımam onu demektense anlayıp öyle üzerini çizmeye çalışıyorum.

bir de sizden ufak bir ricam olacak. önceki yorumlarda da değinmiştim, isimsiz olarak yazmamanızı tercih ederim. katkınız için yeniden teşekkür ederim.