Emre Kongar'ın sosyoloji dersinde bizlere okuttuğu kitabında (Toplumsal Değişme Kuramları ve Türkiye Gerçeği) böyle bir bölüm vardı, değişmenin itici gücünün teknoloji ve ideoloji düzleminde tartışıldığı bölüm aklıma gelince kesik atıldığı için bulamadığım kitabı Dicle'den almak farz oldu. Çok mutlu oldum, epeydir başbaşa oturup sükunet içinde konuşamamıştık. Onun tezini de aldım:"İktisatta tüketim ve rasyonel birey varsayımı". Fikirlerimin temelinde çok büyük değişimler olmasa da boşluklar daha bir dolmuş. Bugünkü okumamın çok farklı olacağını düşünüyorum. Referanslar farklı şeyler ifade eder olmuşlar üç seneden sonra.
Haberleşmeyle ilgili kısımdan notlar düşmek iyi olur diye düşündüm.
Modernleşme süreci içinde haberleşme / iletişimin rolü, özellikle az gelişmiş ülkelerdeki rolü üzerine araştırmaların artışına dikkat çekerek başlayan Modernleşme'yi takip eden bölümde: "Toplumsal bilimlerde haberleşmenin içeriğini insan ilişkilerinin temeli sayan görüşler, haberleşme akışının ve yapısının bütün toplumsal dinamik gelişmeyi belirlediğini savunurlar." (Ünsal Oskay, Önder Şenyapılı, Korkmaz Alemdar ve Raşit Kaya alıntıları yapılmış)
Bu görüşlere göre, toplumsal süreçleri haberleşmenin yapısı, içeriği ve akışı ile çözümlemek mümkündür deniliyor.
Haberleşmenin tanımı ve öğeleriyle devam eden bölümde klasik iletişim teorilerine göre bir tanım ve öğe sıralaması yapılmış. Kaynak, mesaj, kanal, alıcı ve hedef. Çift yönlü iletişim modelinden uzak. Alıcı kısımında aktif ve pasif olarak bir ayrım yapılarak bunun üstesinden gelinmeye çalışılmış. Alıcıda meydana gelmesi istenen değişiklikler kısmında ise İthiel de Sola Pool'dan alıntılar var, birbirine bağlı ve etkileşim içinde fakat analitik amaçlarla tek tek incelenen öğeler olduğuna vurgu yapılarak sekiz faktör sıralanmış ( the mass media and politics in the modernization process) :
- Dikkat
- Belirlilik
- Haber ve Bilgi
- Beceri
- Zevkler
- Kavramlar
- Tutumlar
- Hareketler (davranışlar?)
Bu bölümden sonra, kaynak-alıcı ilişkileri ele alınmış. Gruplararası iletişimden, kitle iletişimine, örgüt ve birincil grup ilişkilerindeki (aile gibi) tezatlıkların giderilmesinden Halk oyu liderlerinin işlev ve önemine kadar pek çok konudan sonra, görüşlerin geneli bi şekilde yüz yüze iletişim sayesinde çatışmanın giderilebileceğine uzanıyor.
Geri beslemenin hızlı olması ve kamuoyu liderlerinin ihtisasları ve nüfuzları sayesinde iki kademeli bir akım oluşur. (Katz'dan) ..Aile ve örgüt arasında haberleşmede tampon görevi gören kanaat liderleri, hem dengeyi sağlarlar hem de nihai harekette oluşacak değişime giden yolu açarlar. Birincil grup ve örgüt işbirliği zorunludur ve bu işbirlikle ortaya çıkan haberleşme yansıma ile pekişerek etkililiğini arttırır... ( (Tabi bu denge noktasının nerede oluştuğu, etkililiğin ne yönde olduğu ayrı bir dert)
"Gelişme düzeyine göre haberleşme sistemleri":
Modern Haberleşme sürecinde iki ayrı bölüm var: profesyonelleşmiş ve sanayileşmiş bir kitle iletişimi ve uzman ya da değil kamuoyu liderleri yoluyla yapılan karmaşık bir yüz yüze iletişim.
( Öyleyse günümüzde bir de, post modern haberleşme süreci var. İnternetin göbeğine oturduğu kitle iletişimiyle yüz yüze iletişim arasında bir yerlerde, kanaat lideri ya da birincil grup tanımını parçalayıp yeniden tanımlayan cyb-orgların seçilip bulunduğu..)
Gatekeeper dediğimiz profesyonel habercilerin ve kanaat liderlerinin seçtiği gündemler üzerinden bir haber ve bilgi demeti oluşuyor. Mesaj içerikleri, verilen yansımalarla tekrar düzenlenip yeniden ileri teknolojilerle yayılıyor. (Seçme ve yorumlama işini asıl alıcıdan önce zaten belli bir kesim yapmış oluyor. Reuters'dan okuduğunuz bir haber bile o günün gündeminde onu öne alan bir muhabir sonrasında bir editör süzgecinden geçiyor. Objektiflik çok çok tartışmalı kanımca. Yerel kanallarda bu aracıların sayısını da katlıyorsunuz tabiyatıyla. Kulaktan kulağa oyununda bambaşka anladığınız kelimeden sadece siz değil oradaki herkes sorumlu.) Herkesin bir örnek ve değerde algılayacağı haber alıcıya ulaşamadan az da olsa bozulur. Özel mesajlar ise geniş haber akımları
içinde kaynar gider, o nedenle çeşitli aralıklarla tekrarlanmalıdır denmiş. (Bu da tamamen süzgeç sahiplerinin güdümünde ise, sizin özelinize ulaşacak mesajları ancak siz kendinize ulaştırabilirsiniz demek bu, e biraz abartırsak sanırım.)
Modern haberleşme sistemi dışında "geleneksel haberleşme" ve "geçiş halindeki haberleşme" sistemleri var....Toplumsal ve siyasal hiyerarşinin tepesindekiler geleneksel haberleşmede haberleşmenin içeriğine, akışına, yapısına hakimdirler. Kişisel ilişkinin gücüne dayanan bir güvenilirlik esas alınır. Haber kapsamı sınırlıdır, haberin hızı içeriğine göre dengesizce değişkendir, haber tekrarı da dengesizdir. Halk oyu liderlerine bu sınırlı ve kesik haberi yorumlama konusunda daha çok görev düşer, profesyonel haber vericilerden daha subjektif olma olasılıkları nedeniyle bilgilenmede yanılma artabilmektedir...
Geçiş halindeki haberleşme sisteminde, kentsel ve kırsal haberleşme sistemi bölünmesi vardır. Hem geleneksel hem moderndir yanisi. (Bir de üstüne üstlük bunun post moderni var kaymak niyetine. ) Neyse efendim, bu ikilikteki bağlar çok gevşektir, birbirinden bağımsızlık ve bir dağınıklık söz konusudur. Kentselin kırsala ancak değişerek sızabilmesi sonucunda ise haberler kısmen ya da tamamen yanlış anlaşılır. Kaynağın sosyal, ekonomik, siyasal olarak alıcı tarafından nasıl algılandığı çok fazla önem kazanmıştır. Haberleşme mekanizmaları eksiktir, yerel kaynaklar yetersiz kaldığınca yabancılara yönelinir. Haber seçimleri konusunda ise yeterli ve sağlam ölçütlere sahip olunmadığından ve üstüne üstlük uzmanlaşmış kanaat liderleri eksikliği de eklenince haber ayıklama ve yorumlama süreci iyice yandan yer sayın süreç delileri. Sonuçta bu sistemlerin hepsi idealize tiplerdir ve gerçekte iç içe geçmiş biçimde hepsi bir toplumda bulunabilir diye bitirmiş bölümü de beni de diyeyim artık. Kahve ve eğitim şart. Şeker de yiyebilelim.
Haber kaynaklarını ehli keyf seçmek, sonracığıma algıda gayri ihtiyari birşeyleri seçmek, yorumda zaten birikim yönünde kafadan bir seçicilik, alınan bilgi ile harekete geçme arasında nedensellik ilişkisinin zorunlu olmayışı da haberleşmenin di'ger sorunları. Doğru bilginin kabulü her zaman harekete güdülenmez okuyucu! Hareketin temeli düşünme, anlama, yorumlama ve kabul değil çoğu zaman tepkisel bir hızda sezgiler ve grup baskıları olabiliyor. Ortam uygun değilse, uzun bir süre geçip bilgi kabul edilse de çekimser yaklaşılıyor. Harekete geçmeyen bilgi de amacına ulaşmamış oluyor. Haberleşme çoğunlukla kötürüm bir aygıt dersek yanılmayız herhalde, di mi cevat abi?
Sırada etkili haberleşmenin mekanizmaları ve öneriler...
0 yorum:
Yorum Gönder