13 Aralık 2007 Perşembe

Soru tasarımı ve Geleceğe notlar

1) "Ne kadar zamandır" diye başlayan soruların daima cevabını aralık olarak ver. Other dersen iş çığrından çıkabilir.

2) Hiç seçeneği varsa daima "daima" seçeneği de olmalıdır. (www.derinsular.com'a teşekkürler)

3) Önkoşullu sorular hayati değer taşır, bunu alabileceğin servisleri bul ve vazgeçme. Cevaplayanı da kendini de germe.

4) Özele inersek, kolektif bloglar için iki ayrı çalışma yürütmek şart. Bunu baştan da biliyordun. Bir fireyle atlatmış olman iyi.

5) Konular içerisinde "eğitim" olmaması eleştirildi haklı olarak. Kime hitap ettiği de eklenebilirdi denmiş. "Kime seslenmek isterdiniz, hedef kitleniz?" şeklinde bir soru olsaydı, başarılı olur muydu acaba?

6) Ziyaretçi sayısındaki şıklar eklenirken baştan da tereddüt edildi, blogların hit sayıları arasında uçurum var dahası bu benim özelim deyip cevap vermeyene bile rastlanıldı.

7) Blogdaki yazar sayısıyla ilgili soru da vardı, çıkarıldı. Blog yönetimi, interaktif site mantığıyla işleyen bir oluşum. Kaç yazar , editör var? sorusu belki de çıkarılmaması gereken bir soruydu. Şu anda 40 soru olsaydı cevaplanırmış diyorum, yola çıkarken danışmanım kimse cevaplamaz demişti oysa ki. Ben haklıymışım, blog yazarları bu konuda da katılımcıymışlar. Katılım 71 oldu.

8) Özgün mü derleme / alıntı içerik mi ağırlıkta? sorusu güzel bir soru evet. ( www.bilgicik.com' teşekkürler) 24.sorunun alt şıklarındaki "Başka yerlerden aldığınız çeşitli içerikleri yeniden derleme" sıklığı ile ilgili şık bu amaçla konmuştu. Ayrıca bu konuya vurgu yapan bir soru da iyi olabilirmiş. 25 soru limitine sığdırdığım benim seçimlerim böyle olabildi.

9) Herkese ulaştım, bir danışmanıma ulaşamadım. ( bir sana bir de uykuya ulaşamadım:)

10) Yuvarlak hesap olsun. Fatima Spar und die Freedom Fries / İstanbul.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Şu anda ben de yüksek lisans tezi yazdığımdan dolayı çekilenleri üç aşağı beş yukarı bilirim. Bloglar da ilginç tez konusu. Ama yazdığın gibi Habermas ve iletişimsel eylem kuramı ekseninde veya zemininde birşeyler yapacaksan gerçekten hem hoş hem de eleştirel olur ama Habermas algılanması zor bir adam. Ama yok reklam pazarlama dersen işin sosyal ayağı eksik kalır diye düşünüyorum. Zira pazarlamacılar "aa herşey ne güzel" "reklam, para, dolaaar" demeye bayılırlar, onlara fazla kulak asma derim. Neticede iktisat çıkışlı olmaz sosyal bilimci mantığına ket vurur ister istemez, bir iktisatçı olarak bunu zor aştım denebilir. Yaptığına sosyal bilimci mantığı egemen olursa çalışmanın tadından yenmez bence. Kolay gelsin :)

didop dedi ki...

"Bloglarla ilgili algılamada yatan en temel sorun, blogların iletişim ve bilgi paylaşımında yarattığı interaktiflik ve dinamikliğin şirketler ya da devletler ile kamuları arasındaki kopuk iletişimi düzeltebileceği yönündedir. Kişisel ve kolektif bilgi alışverişinin gerçek hayata taşınması ile ilgili problemler dışında gelişmiş toplumlar ve teknolojiyi ithal eden az gelişmiş toplumlardaki internet ile ilgili kanunların örnekleri, daha çok gelişmekte olan toplumların aleyhine seyreden düzenlemeler içermektedir.

Gelişmiş toplumlarda da blog kullanımı, piyasa/market eksenli analizlerde şirketlere pr ve pazarlama kampanyaları ya da araştırmaları açısından yepyeni ve verimli bir araç olarak sunulmaktadır. Ancak, Habermas’ın da belirttiği 18. yy.'ın sonlarında Avrupa’daki burjuvazi kamusal alanına dayandırılarak oluşturulmuş özgürleştirici bir iletişimsel eylem kuramı zamanla kapitalist güçlerin ve devletin devreye girmesiyle sekteye uğramıştır. İnternet üzerinde de bireye sesini duyurmak için sunulan bu yeni platform, şirketlerin ve devletin düzenlemeleriyle aynı süreci yaşamaktadır. Ayrıca, Habermas’ın diğer kamusal alanları dışarda bırakan bu yaklaşımı, günümüzde eleştiriye açık bir diğer zayıf noktasıdır. Online kamusal alanda da, burjuvazi kamusal alanına benzer bir yapılanma özellikle az gelişmiş ülkelerdeki internete ulaşan kitle açısından geçerli olabilir. Ancak, yüz yüze iletişimden farklı ve kimlik karmaşasının olduğu bu düzlemde yapılabilecek ve gerçek hayata taşınabilecek önerilerin gerçekleşmesi çok daha zordur. Kaldı ki, gelişmekte olan Türkiye gibi toplumlarda, sansür ve uygulamalara cevap veremez nitelikteki, riskle aynı anda gelişmeyi de önleyen düzenlemeler bireyden daha çok piyasaya hizmet etmektedir."

şeklinde aldığım bir not vardı.:)

Habermas'ın iletişimsel eylem kuramı'nı okumadım. Başka kaynaklardan içeriğini ve yapılan eleştirileri biliyorum diyebilirim şu anda. Sadece "Kamusallığın yapısal dönüşümü" var bende. Onu da hala bitirebilmiş değilim. Aslında tezde blglarla ilgili karşılaştırmalı bir analiz yapmaya çalışıp, türkiye'deki belli başlı yazarların ufak bir profilini çıkaracağım. Tartışmalar kısmında da bunlara değinmek istiyorum. Sosyal bilimler tabanlı gitmek istediğimi söylediğimde, danışmanım "bundan doktora tezi olur, yavaş iste" demişti.Bence kültürel çalışmalar yüksek lisansı gibi bir programda gayet güzel olurdu ama yapamamışız vaktiyle napalım:)

Bakalım şimdilik dar bir çerçevede gidecek gibi ama az da olsa eklemeler olacak o yönde. Teşekkür ederim katkın için. Devamını da beklerim. Senin tez konunu da merak ettim.:)