usulca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
usulca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Şubat 2008 Pazar

Birdenbire

Bugün çok eski bir gündü. O yüzden blogu kişiselliğe feda edip bugünlük kıyıp bambaşka şeyler yazdığım günlerden birisi olacak.

Emin değilim, galiba 2002'ydi, tünelde bir stüdyoda büyük bir heyecanla şarkılar dinletiliyorduk. Herkesten önce şarkıları dinlemenin ve hayranı olduğumuz, müziğini ve kendisini çok sevdiğimiz birisinin yeni kayıtlarını dinlettiklerinden birisi olmak, bu eğlenceli ve içten insanın heyecanına ortak olmak unutulmaz günlerden biriydi benim için. Sonra demolardan derlenen bir trailer grubun resmi sitesine kondu. Şarkıların tam, öyle olsa da hala ham hallerini dinleyebilenlerdendim ve mutluydum.

O günün daha özel yanı ise, sonlarına yaklaştığımı hissettiğim ilk "aşk buymuş erenler dediğim" aşkımın yanımda olduğu, o anı gülerek paylaştığımız ama genelde katran katran hatırladığım zamanlar bunlar. O şarkılar da o zamana beni mıhlayan şarkılar.

Sesini ve müziğini sevdiğimiz bu adamın grubuna da hastaydık o vakitler ki hala çok severim, geçmiş zamanlarda daha azılı sevenlerdendim diyeyim. İlk kliplerinde -'99 olsa gerek- o kalabalık seyirci grubu arasındaydım, kardeşiyle arkadaş olmuştuk üniversitede, hala da gördüğümde en çok güldüğüm kadınlardan birisidir, unutulmaz bir çoşkuydu..müzik çekimler bizim herşeye gülen hallerimiz.

Canlı çaldıklarında kaçırmamaya çalışırdık yani, benim için üniversitenin ilk hayta yılları biraz da "onlar" demek. Kulağımdan hiç eksilmediler. Uzunca bir süre de kayıtlarını dinlediğimiz son albümlerini bekledik, daha çok cover parçalarının olduğu bir albüm 2004'te geldi, yeniler için hevesimiz kursağımızda kaldı. Yıllar sonra, o delişmenlik, ilk aşkın ıstırabı, yeniden unutmayı ve gülmeyi öğrenme (Kundera'ya selamlar) derken o yeni şarkılarla dolu albüme 2005'te kavuştum. Albüm ilk albümden çok daha farklıydı beklenildiği gibi. Başucu albümlerimden birisidir. Oysa ki, kemik kitlesi olan grubun bu albümü çok az sattı, konserler hıncahınç olsa da. Bir kere daha canlı dinleyebildim onları ve grubun takipçilerini üzerek ayrıldığı haberi yayıldı. O albüm de hikayesiyle birlikte emsalsiz bir yere kavuştu böylelikle.

Albümü dinlerken eksik olan temiz kayıtları için bittiğim birkaç şarkının olmadığını gördüm. Grubun dağılması bir daha onları duyma ihtimalinin zayıflaması demekti. O ara canımı sıktı bu, sonra unuttum gitti. Bir şekilde, onlara ulaşabilirdim ama genelde unutmakta üzerime yoktur. Bu yaz o şarkıları İngiltere'de Cambridge'de kendimi dinlerken buldum. Orada tanıştığım türk arkadaşlarımdan Faruk, internetten -ekstra- isimli toplama bir albümlerini bulmuş ve içinde o bittiğim şarkılar da vardı. Benim fok misali sevinmem onu bir hayli şaşırtmıştı, ne benim kadar seveniydi, ne de kolay bulunabilen birşey olmadığından haberdardı. Kalbim mutluluktan ve o retro hissinden şişerek müziği dinliyordum ve sözlerini ezbere söylerken farkettim kendimi. Defalarca bir daha çalsana şunu diye direttiğim şarkıyı ezbere alıp mırıldanıyordum eskiden de şimdi o ham kayıt artık bendeydi ve nerde bulmuştu beni, vay beydi.

O şarkılardan birisi Usulca. Ve elimizin altındaki güzide membamız Youtube sayesinde de onu dinleyebiliyoruz, benim onu bulduğum zamanlara tekabül ediyor, birisi sağolsun eklemiş. Sadece grupla ilgili bir klip yapsaymış daha anlamlı bir iş çıkarırmış arkadaş. Hiç seyretmeden sadece dinleyin derim, niyetiniz varsa. Bugün, geldim geleli unuttuğum bu albüme denk geldim eve geldiğimde, Usulca'yı dinlemeye koyuldum.

Yaslanip kendime...
Vazgecip, kimseye sormadan
İncitmeden, aldatmadan,
Döndüm başladığım yere...

Kimseyi yormadan
Ben de yorulmadan,
Boş yere incitmeden, anlatmadan hiçbir şeyi

Usulca terkettiğin o düşlerde
Ben yalnızdım, çaresizdim günlerce
Sessizce ayrıldın bu düşlerden bir gün
Vazgeçtim, kurtuldun dillerinden işte

Kimseye sormadan
Kendini yormadan
Boş yere..
İster incit, ister aldat

Gönlümün istedigi yere
Gittigim yerlerde
Gördügüm dostlara sormadan
Ben erittim, ben yok ettim sensizliği

Usulca terkettiğin o düşlerde
Ben yalnızdım, çaresizdim günlerce
Sessizce ayrıldın bu düşlerden bir gün
Vazgeçtim, kurtuldun elllerimden işte

Bu şarkılar kendimi iyileştirmeye ve herşeyi başa çıkmaya çalıştığım bir melankoliyle hatırlamaya çalıştığım dönemlerime denk. Çünkü eğlenceydi, içmekti, taklalar atmaktı, sonra takmaktı, keşfetmekti, çok düşünmekti, dibine kadar hissetmekti, sadece dostlardı, sadece aşktı, herşey çok uzaktı, yıldızdı, beşiktaş sahiliydi, mimarlığın önüydü, santasın odalarıydı, iktisat kantiniydi, beyoğluydu..tüm dünyamdı geride kalan..bir aşkın gölgesinde kalan bir ton şeydi aslında. O şarkılardan biri de Birdenbire idi.

Korkmuyordu hiçbir şeyden
Ne yalnızlıktan ne de ayrılıktan
Bir gün geldi, her şey değişti
Birdenbire korku sardı
Aldatıldı durup dururken

Güvenmez oldu kimseye, hiç kimseye
Yakındı durdu her şeye, her şeye
Zamanla dindi öfkesi, zamanla
Sonunda geldi kendine, birdenbire

Dün gece, birbirimizi çok sevip çok da hırpaladığımız o ilk aşkımla, yani artık uzaktan bir dostumla ve gerçekten yeniden sevmeyi öğretebilecek sevgilisiyle aynı masada dostlarımızla rakı roka balık yaparken buldum kendimi. Sonra da bugün bu şarkıları İngiltere dönüşünde ilk kez yeniden dinlerken. Yarın benim için bambaşka bir hayat başlıyor, eskilerden daha da uzakta, mümkünse göreli olarak daha yakın eskilerden daha da uzakta...Dün, bugün, yarın. Gerçekten ilginç bir zaman ve uzam oldu benim için, bugün ve dün ve yarın.

Zaman herşeyi sağaltmayı, eskileri demleyip güzelleştirmeyi biliyor, kendini bilebilene, bunun için didinene belki de. Bazen sürte sürte, bazen de birdenbire.