Bugün Milliyet, Hürriyet gibi en çok tıklanan gazetelerin ya da mynet, e-kolay gibi portalların blogları üzerine yetersiz şeyler karaladığımı farkettim. Daha doğrusu, türkçe içeriğe sahip en çok tıklanan bu web adreslerinin içinde bulunan blog servislerinden faydalanan yazarların (hiç bitmeyecek isim tamlaması dönergeci isimli yeni kitabımın 33.cild 77. fasikülü) neden türk blog küresinde geçen konuşmalara çok fazla dahil olamadıklarını düşündüm. Bakın bunlar da var diye geçiştirdiğim bir konuydu, Marmara Üniversitesinden istatistik derslerimize giren öğretmenim Doç Dr. Cem Sütçü beni biraz uyandırdı. İçerden editlenme sistemi bir miktar saygınlığı azaltan bir unsurdu ama bu ordaki yazarların daha fazla dışarı açılmasına engel bir şey değildi.
Bu acaba benim aldanmam mı yoksa durum gerçekten kendi aralarında bir komunite oluşturup, beraber toplantı yapıp dışardan pek haberdar olmamakla mı ilgili? Misal bir Milliyet blog yazarı çok okunuyorsa ne kadar okunuyor? Şunu farkettim ki Blograzzi'de 4 adet Milliyet blog yazarı var ve sıraları 3000lerde. Bloglarını sahiplenmemişler daha doğrusu bunu isteseler de yapamıyorlar çünkü Milliyet sayfası Blograzzi bağlantısı eklemeyi desteklemiyormuşş. O nedenle, blogspota geçmiş örnekteki yazarımız. Eminim başka şeylerde entegrasyon problemi de var, zira başka bir kürede tutulmaya çalışılıyor gibiler. (abarttım mı nedir?) Aslında mynet'in blog şablonu çok iç açıcı üstelik mynet daha uyanık bir kitleye sahip gibi, 14 Mynet kullanıcısı blograzzi'de kayıtlı gerçi biri e-mailiyle üye olmuş.:) Blograzzi, herşey değil tabii ki ama bu camiada çok bilinen bir alandan, en azından haberdar olma oranı önemli bir gösterge sanırım. Bilip de uzak kaldıklarını sanmıyorum.
Merak etmeye Milliyet Blogla devam edersek, en çok okunan 6 yazarın 350.000 ila 600.000 arası okundukları söylenmiş. (toplam sayı olsa gerek, hı?) En çok okunan yazarı ele alalım: Süleyman Ekim. Milliyet, kişisel blogdaki her postu "bloglarım" şeklinde ifade ediyor. Şablonda bloglarım yani arşiv kısmını seçerseniz genel anlayışa göre bir blog arayüzüyle karşılaşıyorsunuz. "Anasayfam" pek buna hizmet etmiyor gibi. İkisi de Technorati: "0" blog reactions. Aynı şekilde başka bir göz önündeki yazar Aydın Tiryaki de aynı kaderi paylaşıyor. Peki bütün blogların toplandığı Milliyet Blog anasayfasına (http://blog.milliyet.com.tr/) bakalım:
Technorati: "1.234" blog reactions. Milliyet gibi çok okunan bir gazete efektine rağmen durum bu yönde.
Ya da e-kolay.net..http://blog.ekolay.net/
Technorati: "346" blog reactions.
Örneğin, Mynet'ten iki tane çok okunan blog örneği: Taner Özdeş ve Tuncay Turşucu.
Sadece Taner Bey'in blogunda hareketlenme var, o da Technorati: "8" blog reactions. Toplamda http://blog.mynet.com için blog reaksiyonları: "731".
Sanırım bu rakamlardan bahsedince, araştırma için bu blogları neden çok da fazla ön plana alamadığımı açıklamış oluyorum. "Çok okunanlar" diye sınıflandırmaya başladığınızda biraz dışarda kalıyor gibi görünüyorlar ama içlerinde özellikle Milliyet Blog'dan ve Mynet'ten birkaç yazar Technorati görmezden gelse de kaydadeğer okunuyorlar denebilir. İndekslerde bu blogların da derlendiğini görmek faydalı olacak sanırım. Soyutlanmamak biraz da kendi ellerinde sanırım.
31 Ocak 2008 Perşembe
Gazete ve/ya Portal Blogları
25 Ocak 2008 Cuma
"Blogger's Code of Conduct" ve "Blog Council"
Bugün için biraz da kendime notlar:
Web 2.0 isminin babası O'Reilly'den:
http://radar.oreilly.com/archives/2007/04/draft_bloggers_1.html
http://radar.oreilly.com/archives/2007/04/code_of_conduct.html
ve üyeleri epey güçlü bir konsey Blog Council:
http://blogcouncil.org/members.php
Hedefler arasında:
Rate Of Investment: Developing metrics programs that help deliver measurable ROI from blog activities...var.
Artıı "The Cluetrain Manifesto: Chapter 4" var. "The end of Business as usual : Markets are conversations. "
Altivi Wikipedia Semineri...ve Tasdix
Cisday.org'da güzel bir yazı var, telif haklarıyla ilgili kıpırdanmalar başlamış, ne güzel. Web Seminerleri, blog konferansları, yazar toplanmaları derken bir yandan da üç maymun sansürleri ile geri çekilmeye çalışılan bir süreç var.. Al sana youtube deyip kendimize bir sille savuruyoruz.
Yine de ümitliyim en azından içeriğin korunmasıyla ilgili tabandan birşeyler yapılacak gibi. Tasdix'i enine boyuna bir inceleyeceğim. Creative Commons'a bir göz aşinalığı var. Bu konu kapsamlı bir okumayı hakediyor, eksiklerim çok.
İstatistik bilgilerimi tazelemeye başladım, bu hafta anket sonuçlarıyla geçecek. Yarın uygulamayı kapatıyorum. Kocaman bir ay için 2 günlük kullanıma 10 dolar ödemek lüzumsuz olacak zira.
Yazılacak bir 10 sayfa kaldı, anket ve sonuçlar dışında. Şifreli bir okuma nasıl sağlanır, bunu da bir kurcalayacağım. Pismiii..
17 Ocak 2008 Perşembe
Sona doğru..
Örneklem sayısını daha doğrusu katılımcı sayısını, danışmanımın direktifi doğrultusunda, 100'e çıkarmış bulunmaktayım. Bunun için de şu an itibariyle 140 kişiye ulaşmaya çalıştım. 96'yı tutturduk. Kısa bir süre sonra anket uygulamasını kapatacağım. Katılan her değerli katılımcıya yeniden teşekkürler.
Bunun haricinde giriş, blogların kitle iletişim tarihindeki yeri ve blogların kendi tarihiyle ilgili kısım da bitti. Kullanım alanları ve karşılaştırmasından ve güncel bilgilerin eklenmesinden sonra anket sonuçları ve değerlendirmeye geçeceğim.
Şubat ayında herşey bittiğinde umarım katılımcıların erişebileceği şekilde sonuçları yayınlamayı planlıyorum. Haydi hayırlısı..
Seabear albümlerini şiddetle tavsiye ederek bugünkü postumuzun sonuna geliyoruz. Bir dahaki post'a kadar (seabear, post falan ne tuhaf şeyler:) esen kalınız.
4 Ocak 2008 Cuma
törer bambosu patlaka
bu hayvanlar müslüman mı söylesene bebeğim
şu öküz müslüman mı bu sakallı sünepe?
bir zalimin köpeği bak allah’ı zikrediyor
bak gazete ne yazıyor türklerinmiş türkiye
yahudiler bombaları kucaklayıp bebeğim
düşlemiyor intiharlar, işlemiyor karakol
al götür bu yumruğu akşam çocuklar yerler
başbakan meşgul namaz kılıyor ayol
bana kolpa malzemeden putlar yontma bebeğim
sezen aksu’dan mesela, kanarya’dan, tanrı’dan
allah’tan demiyorum, çarpılmış gibi korkma!
kork putların ellerinde patlamasından!
emmeyince sencileyin akmıyor bebeğim
kan ağzıma gürül gürül - alnımda süt dişleri...
seni öyle seviyorum ki condelezza, bebeğim
ağzına veresim geliyor ağzımdaki dişleri.
"ah muhsin ünlü"
sen filmler yap izleyelim, şiirler yaz, vakti geldiğinde kat kat okumalara doyamayalım..çünkü çayevlerine gereken özeni göstermeliyiz...haydi iç de çay koyayım!
Dip: 18 Ocak 2008'de gösterime giriyormuş "Çocuk". Sinan Çetin parmağı olsa da umutluyum. Üstelik Hayko Jetgil hem oynamış hem de müzikleri yapmış. Bak hele canlandım şimdi.
Ve günleer günleri kovaladı..
Tam iki hafta olmuş bloga yazı yazmayalı, blogal aleme dalmayalı. Daha beter bir bilanço da tez için geçerli. Sonuçları SPSS'e aktarma safhası ve toparlamam gerekenler arkamı her döndüğümde koccaman bir dev gölgesi gibi önüme çöküyor. Yıldız mimarlık binasında yıllar sonra kanyak kahve buluşması yapılıyor üstelik karlar içinde, ben hasta hasta buraya zırlıyorum.
Simon Pegg hastası bir insan evladı olarak bu aralar tek keyfimi yerine getiren şey Hot Fuzz'ı izlemem oldu. Shaun of the Dead'ten daha bir cilalı göründü gözüme. Spaced paçalı donlu halleri gibi geldi, sanırım en çok Spaced serisini seviyorum. Star Trek'de nasıl olacak acaba?
Şunu da okuyayım buna da bakayım adlı fasit dairemi artıık hulahop yaparaktan teze dönmeliyim. Böhü.
Acaba ben böyle gayriresmi yazdıkça yine birileri olmadı hanfendi deyip emekli albay kisfesiyle başını iki yana sallayarak dişlerinin arasını şöyle diliyle cıırk diye temizleyecek mi? Neyse ki, kendini aşırı ciddiye alan, neyden içre olduğunun bilincinde olmayan bu balıksı ve ayrıksı kesim %3'lük dilimi oluşturuyor. % 16'lık internet okuru kesiminin %3ünü yani..Böyle şövalye gibim azize gibim bişe bildin mi? Onlardır ki, evvelaa imla kılavuzuyla döverek süründürülmeli veyahut daa içinde bulundukları deryaya tüpsüz gönderilmelilerdir. Kendini aşırı ciddiye alan kesimin reklamcı olanları nezaketle samimiyetsizliği harmanladıkları bünyeleriyle doğuştan kristal armut sahibi gibiler. Armutlarını parlatmaları içün ellerine koz vermekten dolayı hicap duymuyorum, ilk fırsatta armutum ben diyene ne diyem mahmut mu diyem. Devir cilalı armutlar devri, onların da kabahati atla deve değil di mi ya? Umarım aşırı profesyonelleşmeden ansızın bir gün armudun sapıııınh diyerek can vermezler.
Kendimi ciddiyete davet ediyorum. Işık benimle olsun.
19 Aralık 2007 Çarşamba
Toplumsal etki kaynaklarından karşılaştırmaya devam
Bu yazıyı okumak isteyen artık iki yazı önceden başlamak zorunda kalacak, blogu not defteri gibi kullanmak kullanışlı birşey değil ama en çok benim işime yarayan bu halinden benim hiç şikayetim yok.
Etki kaynakları bakımından karşılaştırmaya uzmanlık'la devam:
Profesyonelleşmiş ve sanayileşmiş modern sistemlerde uzmanlaştıkları alanlarda otorite olan kamuoyu liderlerinin hem yayım hem yorum açısından kitle iletişim araçları kadar etkiye sahip oldukları hatta "odaklaşmış uzmanlılık"takine benzer şekilde uzmanlık alanlarını kullanma imkanları yüz yüze temasla artmışsa uzmanlık açısından kamuoyu liderleri daha çok etkili oldujları söyleniyor. Araçlar ve liderler arasındaki denge bozuyor bu da.
Geleneksel ve geçiş halindeki toplumlarda ise, araçların profesyonelleşmesi ve sanayileşmesi tamamlanmadığı için, modern sistemlerdeki kadar uzmanlaşmamış olsalar bile kamuoyu liderleri otorite muamelesi görürler ve araçlar- liderler arasındaki denge onlar lehine iyice bozulmaktadır.
Ödül ve Ceza
İzlenebilir ihtiyaç ve davranışların gözlemlenmesi yani kişilerin yakından izlenmesi ile olanaklı olması gereklidir yani alıcı-kaynak arasında bir yansıma ortamı olmalıdır. Alıcının aktif olabildiği kitle iletişim araçlarında bu etkinin kullanımı mümkündür. Ödül-ceza sisteminin olanakları ve işlerliği açısından da kamuoyu liderleri önde olurlar. Toplumsal normlara uyum açısından ödül ve ceza verilmesi grup baskısı sayesinde onların daha çok lehinde olmaktadır. Geçiş halindeki ve geleneksel toplumlarda haberleşme sürecinde artan ordanda söz sahibi olurlar.
Meşruiyet (es. mazzy star'dan fade into you için saygı donuşu)
Grup normalarıyla özdeşim varsa meşruiyet ve ona uyum vardır. Kitle iletişim araçlarının büyük grupların normlarını yaratmada başarısı açık, o nedenle meşruiyet esasına dayanan davranış değişiklkleri yaratmaya neden olabilirler. Fakat kanaat liderleri daha avantıjlıdır çünkü normları aktarmanın ötesinde yaratırlar da..K.İ.A. ile haberleşmede normlar geniş ve heterojen gruplara ulaşır ve kendi normlarıyla çatışma hali daha şiddetli olur. Nispeten küçük kitlelere ulaşan kamuoyu liderleri ise etkinliklerini yükseltmiş olurlar.
Özdeşim / Cazibe
Ulusal kahraman, karizmatik bir lider ya da moda dediğimiz taklitçilik söz konusu olduğunda K.İ.A özdeşim etkisi kullanılailir. Halk oyu liderleri ise zaten bu yönleri sayesinde grup içinde lider konumuna gelmişlerdir.
Bağımsız şekilde ele alınan araçlar ve kanaat liderleri aslında birbirlerine son derece iki değişkendir. Daha sıkı işbirliği ile etki arttırılacaktır. Uzmanlıkta, liderler izleyecekleri yolları k.i.a. dan öğrenirler ve meşruiyette halkoyu liderleri büyük toplumun normlarına yine araçlarıyla ulaşırlar. Haberleşmenin modernleşebilmesi ve hareket değişiminin gerçekleşmesi için bu işbirliği artmalıdır.
Haberleşme insan bilincinde büyük rol oynar ancak unutulmaması gereken; kişilik oluşumunda haberleşmeden önce pek çok öğe gelmektedir. "Haberleşme ancak egemen ideolojinin emrinde olarak belirleyici fonksiyon yapar"... ( Bu döngüyü kırabilecek tarihi zıplamalar olması için haberleşmeden medet ummak hayalperestlik ama haberleşme sayesinde diğer öğelerde değişimler az da olsa mümkün, şayet olumlu olmak için yırtınırsak)
Etkili haberleşme için öneriler kısmında 28 önerme/koşul var. (Berelson -Steiner'den alıntılarla)
...(Hans Zimmer'den bir Jack Sparrow koy da neşemizi bulalım, yazıyla -yirmi sekkiz-)
- Objektiflik esasına göre çalışan profesyonel kitle iletişim araçları endüstrisi: hareket değişimi için gerekli bilgi ve arzuyu yaratır, kanaat liderlerine doğru ipuçları verir.
- Belli alanlarda ihtisaslaşmış halkoyu liderlelerinin varlığı şarttır.
- Kitle iletişim araçlarıyla Kamuoyu liderlerinin yakın işbirliği yapmaları gereklidir.
- Kaynak, alıcıların kendisini nasıl gördüğünü iyi değerlendirmeli.
- Kaynak, mesajlarıyla ve toplumdaki durumu ile tutarlı olmalı.
- Mesajın dili anlaşılır, içeriği açık olmalı.
- Mesaj, verdiği bilgilerden sonuç çıkarmayı alıcıya bırakmamalı ve kendisi belirtmelidir.
- Ne kadar çok kanal kullanılırsa, haberleşme o denli etkili olur.
- Alıcıların kullandığı kanallar seçilmelidir.
- Alıcının ustalığı artarsa etkilik de artar.
- Alıcının ön tutumları mesajın içeriğine ne derece yakınsa artış var.
- Kademeli olarak önce ön tutumlara sonra hareket değişikliğine yönelik haberleşme yapılmalı. Bunun için işbirliği zorunludur.
- Halktan çok kamuoyu liderlerine yönelen kitle iletişim araçları haberleşmenin etkililiğini arttırır.
- Hedef yani hareket değişikliği, alıcının kişiliğine içiden yaşadığı topluma ne derece uygunsa haberleşme o derece etkili.
- Kaynak-alıcı arasında ne derece yansıma-geri besleme varsa haberleşme şahane.
- Kaynak ve alıcı doğrudan ya da dolaylı yoldan ( uzman,kanaat liderleri) yüz yüze olmalılar. Konferans yerine grup tartışmaları daha başarılıdır. (Lewin-studies in group decision)
- Alıcılar grup halinde olup tartışabilirlerse haberleşme harekete dönüşebilir.
- Kaynak, mesajı yönelttiği grubun normlarına uygun normlar kullanırsa başarılı olur.
- Yani, kaynak, mesajı yönelttiği grubun normlarına uygun normlar kullanmazsa başarısız olur.
- Ulaşılacak grupların normları bilinmeli ve değerlendirilmelidir. (döne döne aynı şey)
- Grup içi norm çatışmalarının etkisinin azaltılabilmesi için, az gruba yönelen haberleşme etkili olur.
- Yani alıcı bakımından kapsam ne kadar genişlerse etkililik o kadar azalır.
- Heterojen gruplar için ortak normlar mesaja uygulanmalı ve basit bir formulle sık aralıklarla tekrarlanmalıdır.
- Toplumsal güç kaynakları kullanılmalıdır, örneğin özdeşim gücünün uzmanlık gücünden daha kuvvetli olduğu saptanmıştır. (Berelson-Steiner,Human Behavior)
- İçerik, -özellikle alıcının yakınlık duyduğu bir- çoğunluğun fikri gibi sunulursa haberleşme çokkk etkili olur.
- Etkili haberleşme kademeli olmalıdır, önce ön tutumları sarsmalı ya da duruma göre onları kuvvetlendirmelidir.
- Gönderilen mesaj, olaylar ve grup normları ile desteklendiği zaman çok daha etkili olur.
- Haberleşme, tutumların kişiler için yerine getirdiği fonksiyonlara (uyum-fayda,değer,bilgi,savunma idi sanırım) yardım ettiği ölçüde başarılı olur. Haberleşme, tüm -izmlerdeki kitle hareketlerinde kişilere dış dünyalarını biçimlendirmede bilgilendirerek yardımcı olur. Kitle hareketine katılıp dünyasını biçimlendiren kişi, tutumları için diğer fonksiyonları da (uyum-yarar, savunma , değer) gerçekleştirir. Propagandaların çoğu zaman başarılı olmasının nedeni, tutumların yerine getirdiği bu fonksiyonları bütün halinde ve sistemli şekilde sunmalarıdır. (!)
Son not da acıklı. Teknolojinin kendisinin denetlenemez değişmelere yol açtığı ve bu ürünlere de tv ve video'nun örnek verildiği paragrafta, bazı düşünürlerin bu gelişmelerin misal tv'nin tümüyle ortadan kaldırılması ile ilgili çalışmaları kaynak olarak verilmiş. (syf 273)
Derken..
Kuramsal önermeler (syf311):
...."Her toplumsal yapı değişmesi, insan-doğa ve insan-insan (sanırım teknoloji ve ideoloji burada devreye giriyor) çelişkisini çözmeye yöneldiği oranda olumludur ve insanoğlunun genel evrim çizgisinin daha ileriye gitmesine katkıda bulunur."
Benden:
Gelişmişlik ve az gelişmişlik tanımları bize haberleşme yoluyla bildirilenden yeniden ve yine farklı demektir bu. Yani modernizm ve aydınlanma insan-doğa ilişkisini çözerken haddinden fazla gelişerek, az gelişmiş olanlara doğru onları da sürükleyerek "gerilemiştir". Burada hatırlanılan Fuat Ercan'ın o güzel kitabına reverans etmeli:
Modernizm, Kapitalizm ve Azgelişmişlik. Bir ara ondan da notlar almalı.
"Elysium" ile dinlenmece..İyi geceler.